Peş peşe depremlerle sallanan kent için rahatlatan açıklama: Şu an için büyük bir tehdit oluşturacak bir durum yok

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, geçtiğimiz günlerde Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde meydana gelen 4.1 ve 4.3 aletsel büyüklüğündeki iki deprem ve ardından devam eden artçılar paniğe neden olmuştu. Bölgedeki deprem aktivitelerini inceleyen Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alkan, Gümüşhane’nin tektonik ve depremsellik açısından Türkiye’nin sakin bölgelerinden biri olduğunu ve sismisitesi yüksek fayların burada bulunmadığını belirtti. Ancak, bölgeye yaklaşık 80 kilometre güneyden geçen ve Türkiye’nin en aktif doğrultu atımlı fay mekanizmalarından biri olan Kuzey Anadolu Fay Zonuna olan yakınlığı nedeniyle bu zon üzerinde meydana gelebilecek güçlü ve yıkıcı depremlerin ise bölgede sarsıntılara neden olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Alkan, 4.0 ve üzeri büyüklükteki depremlerin ise sağlam zemin üzerinde inşa edilmemiş yapılarda hasarlara neden olabileceği uyarısında da bulundu.

“Kendi içerisinde deprem üretmiş bir bölgedir”

Meydana gelen son depremlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamdi Alkan, bu depremlerin derinliklerinin AFAD’ın 7.0 ve Kandilli Rasathanesi’nin 5.0 olarak vermesinin otomatik ve hızlı çözümler olduğunu belirtti.

Depremi derinliklere göre yorumlamanın ilk etapta bir fikir verdiğini ancak daha sonra yeniden revize edilmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Alkan, “Dolayısıyla yeniden hesapladığımızda asıl derinliklerini ulaşabiliyoruz ama bölgede sığ depremler olduğunu bildiğimiz için de bu durum bize bir fikir veriyor. Dolayısıyla bu sismologların gördüğünde anlayabileceği bir durumdur. Gümüşhane depremlerinin Yedisu ve civarıyla ilişkilendirmek doğru değil. Çünkü Gümüşhane depremleri kendi içerisinde deprem üretmiş bir bölgedir. Bu bölge içinde Gümüşhane ve civarı için de çok büyük bir risk olmadığının göstergesidir. Bu bölgeler ancak Kuzey Anadolu Fay Zonunda meydana gelebilecek büyük bir depremle etkilenir ama bölgenin kendi tektoniğine baktığımızda çok fazla bir risk olmadığı görünüyor” diye konuştu.

“Doğru yerden doğru yardımı almamız lazım”

2023 yılında Pure and Applied Geophysics dergisinde yayımlanan makalelerine göre bölgede büyük bir depremin görünmediğini dile getiren Doç. Dr. Alkan, “Burada asıl sorun Yedisu civarındadır. Gümüşhane depremleri kendi içerisinde, kendi segmentinde olan kırılmadır. Onun gelip diğer segmentleri tetiklemesi çok uzun süreli bir iştir. Şu an için büyük bir tehdit oluşturacak bir durum yok. Burada önemli olan deprem zararlarını nasıl azaltabilirizdir. Bunun için de öncelikle yasal düzenlemelere dikkat etmemiz lazım. Daha önceden olduğu gibi 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri süreci sonrasında da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile belediyeler zaten insanlara destek oluyorlar. Biz doğru yerden doğru yardımı alırsak, depremi bir sorun olmaktan çıkartırız” şeklinde konuştu.

“Van Gölü doğusu, batısına göre daha riskli”

Yine Baltica dergisinin 2023 Aralık sayısında Gümüşhane Üniversitesinden Prof. Dr. Serkan Öztürk ile yapılan çalışmada, Van Gölü civarı için 3 farklı sismolojik yöntemi kullanarak deprem tahmini yaptıklarını ifade eden Doç. Dr. Alkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üç farklı yöntemi kullanarak yaptığımız değerlendirmede gölün doğusunun, batısına göre daha riskli olduğunu görebiliyoruz. Muradiye, Çaldıran, Özalp, Erçek, Van şehir merkezi, belki Gevaş, Erciş, Malazgirt ve civarını riskli bölgeler olarak görebiliriz. Bunlar nüfusun yoğun olduğu bölgeler ama dediğim gibi biz eğer doğru kurumdan doğru yardımı alırsak ve yapımızı doğru inşa edersek, bu bizim için sorun olmaktan çıkar. Korkmadan, paniklemeden dürüst bir şekilde işlerimizi hallettiğimizde depremler bizim için bir problem değildir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir